haber eksen tekirdağ çorlu çerkezköy malkara hayrabolu saray şarköy haberleri

tekirdağ haberleri
Ana Sayfa    |    Gündem    |     Politika     |     Ekonomi     |     Spor     |     Sağlık     |     Künye    

    Bahailik 1

     İnsanlığın tarihi, aklını çıkarları için kullananlar ile vicdanını eşitliğe adayanların mücadelesi ile de kayıtlar tutmuştur. Akıl-çıkar ilişkisinde vicdan olmayınca, adalet de olmamış, yağma kültürü gelişmiştir. Aklını kullanarak çıkarlarını her şeyin üstünde tutanlar, insanların en aç halinden en zalim halini yaratmış, eşitlik ve barış gibi duygu ve düşüncelerin gelişip güçlenmesini engellemiştir. Talan açlığı nasıl ki doymayan insan psikolojisinden doğmuşsa; barış, paylaşma ve insanca dayanışma da insanın vicdan tokluğundan doğmuştur.

     Çok muhtemelen dünyadaki tüm dinler gibi, İbrahimi dinler de olarak bilinen Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık ve Bahailik de vicdan ve eşitlik talepleri ile tebliğ paroğramları yapmışlar lakin her şeyi lehine kullanmayı marifet sanan insanoğlu bu konuda da hinlikleri nerdeyse tüm dinleri kullanıp çıkar aracı yapmaya kadar gitmiştir. Hem Yahudi kökenli 17. yy düşünürü  Bento Spinoza” nın eleştirileri, hem okuduğum ilk birkaç sayfasında çok garipseyip bıraktığım Tevrat”ın bence asla ilahi olmayan bazı mesajları, hem İsrail” in dinlerini kullanarak katliamlar yapıp özür duygusu yaşamaması, Yahuhiliğe olan insani kefilliğimi elimden alıyor.             Lakin bir peygamber olarak şiddeti reddeden İsa” ya duyduğumuz saygı, bu gün onun dininin mensuplarının dünyayı kana boyamaya doymayan hallerine duyduğumuz öfke karşıt ve eşit güçtedir. Dininin adını İslam (barış) koyan Hz Muhammed”in dinini kullanarak özellikle mezhep kavgalarında ümmet  kanını arşa kadar çıkaranlarında, insanları barış adına başka arayışlar içine atmış, kendince çözümler üretmiştir. Bunların bazıları dinleri reddederek dünya barışı olacağını savunmuş, bazıları ise yeni din kurarak Dünya”nın insanların ortak vatanı olduğunu söylemiştir.          Hint, Çin ve Japon dinleri hakkında bildiğimiz tek şey Semavi olmayıp İnsani olmaları. Yani İlahi mesajlar yerine İnsani mesajlar ile insanların selamete ereceğini savunmuş olmaları. Bu konuda insani ısılar almak mümkün. Lakin bu gün Amerika da üç bin civarında ve yasal güvence altında olan din varmış, bu binlerce dini okuyup anlayana aşk olsun, ama çok muhtemelen Dünya dinlerinin söylemlerinin farklı şekilde kopyalanmış halidir.  

     Mutezile, mezhebini okurken bilmem kaçıncı defa rastladığım Bahailiğin: bir din değil de Batinilerin bir kolu gibi olduğu bilgimin yanlış olduğunu görünce çok şaşırdım. Çünkü İslam”ın kesin hükmü varken kalkıp İslam coğrafyasında bir din kurmak biraz “deli” işi olmalı. Ama okuyunca saygı duymadan edemiyor insan; Savaşın her türünü reddeden, insanları Dünya” nın eşit yurttaşı sayan bir görüşü savunan ancak bir “deli” olur, diye. Bu gün insanların kardeş olduğunu savunan şaşılacak kadar çok görüş olmasında Bahailiğin de tuzu olduğu kesin. 19.yy da İran da ortaya çıkmıştır. O yıllarda orada nerdeyse herkes Mehdi” nin geleceğini beklerken,  Seyyit Ali Muhammed  artık yeni bir çağın başlayacağını söyleyerek yeni bir peygamber gelecektir der, yıl 1840. İnsanların sınıf, din ve kavim bazında ezildiğinin, iliklerine kadar sömürüldüğünün yılları. Devlet bunlara çözüm bulamadığı gibi egemenliğini devam ettirmek için de halkı ezmek ve sömürmek için de hiçbir sakınca görmüyor. Böyle durumlarda insan oğlu ezici çoğunlukla ahını Allah” a havale edip ilahi adaletin tecellisini beklerken, umut kapılarını da mecburen açık tutmaktadır.  

     İşte açık olan o kapıyı hissettiğinden mi, yoksa toplumdaki adaletsizliğin vicdanına verdiği isyandan mı bilinmez: Mirza Hüseyin Ali 1863 te Bağdat”ta peygamberliğini ilan eder. Lakabı Bahaullah yani Allah”ın kapısı olur, dininin adı Bahailik. Semavi olan diğer üç dinden kendince genellemeler yapar; din, dil, ırk ve sınıf farklılıklarının tümünü reddeder. Bunlardan önce Seyyit Muhammed Ali”nin 1844 yılında Şiraz da Mehdiliğini ilan etmesi, Bahailiği kuran Mirza Hüseyin Ali”nin işini kolaylaştırmıştır. Bu kolaylık ezilmekten bitap düşmüş halk gözünde çok yaygın olmada da itibar görür, lakin egemenlerin tekerine çomak sokması olacak iş değil. 1850 Tebriz de kurşuna dizilen Seyyit”in takipçileri asla vazgeçmiyorlar dünya kardeşliğinden. Bizim Şeyh Bedrettin gibi, Yarin yanağından gayri her şey ortak olsun, istiyorlar.

Okunma :967
Yapılan Yorumlar

Tüm Hakları Saklıdır. Haber Eksen Tekirdağ 2016©

posta@habereksen.net

Tekirdağ Çorlu Çerkezköy Trakya Haberleri