haber eksen tekirdağ çorlu çerkezköy malkara hayrabolu saray şarköy haberleri

tekirdağ haberleri
Ana Sayfa    |    Gündem    |     Politika     |     Ekonomi     |     Spor     |     Sağlık     |     Künye    

Dudu ve Öğretmenler Günü

 

Gelecekte bazı çocukların kaderine azap tohumları ekilmeye çalışıldığı bu günlerde, Dudu gelin aklıma geldi. Çok muhtemelen çocuksu bedenine musallat olmuş hayvani iştahlı bakışların “kadın” demeleri kafi gelmiş onun evlendirilmesine. Gene çok muhtemelen onu kadın diye eş alan ve erkek denen bir garip mahluk zevk alırken, o ilişkiden aldığı işkenceyi anlatacak kimseler bulamamış olmalı ki; saçından ayak tırnaklarına kadar tüm bedenini su ve sabundan uzak tutarak almış intikamını.

Bebek denecek yaştaki çocuğu kucağında, ondan büyük olanın elini tutmuş, onlardan büyük olanı da birazcık zorlasa hemen yırtılacak kadar eskimiş eteğine yapışmış bana doğru geliyorlardı. Kasımdı ve Kağıthane deresinin aktıkça açığa çıkan soğuğu insanı giyinik hali ile üşütmeye yetiyordu. Ama Dudu, lastik bir terlik geçirmişti sadece, belki de yıllardır çorap giymeyen ayağına. Önümde durdu, Öğretmenim kusura kalma, beyim senin için para vermedi. Israr edince bu hale soktu, deyince yüzüne dikkatli baktım göz kenarları yeni şişmiş ve morarıkdı. Dudağındaki patlamayı görmeden, Hayırdır bana niye para versin ki senin kocan, ben onu tanımam bile.

Öyle değil, dedi: Öğretmenler günü hediyesi alınacakmış sana, sınıf annesi haber salmış herkes 10 lira getirsin, diye. Çocuk da bana söyledi, bende çocuğumun sınıfta mahcup olmasını istemediğimden beyime dedim, o da: Başlarım öğretmenine de hediyesine de deyip bana da sana da sövüp saydı, ısrar edince beni bu hale soktu. İnsanlık tarihinin birikmiş tüm kirleri ile örtünmüş hissettim kendimi. Toparlanabilsem dayaktan morarmış, yoksulluktan çamurlaşmış ellerini öpeceğim ama, üstüme yığılmış gibi duran tüm utançlardan kurtaramıyorum kendimi.

Kuştepe ile Gültepe arasındaki Kağıthane deresinin kıyısına kurulmuş bir okulda öğretmen çalışıyordum. İlk Öğretmenler Günümdü, kimin kimi nasıl veya niye kutlayacağını da pek bilmiyordum. Sınıf annemin benden habersiz yaptığı bir gereksizliğin altında ezilip duruyordum. Toplandım ve dedim ki; Haberim olan bir şey yok. Keşke ısrar edip kocanı kızdırmasaydın, durumdan çok utanıyorum ama ne yapmamı istersen söyle yapayım. Çocuğuma iyi bak yeter, dedi. Hiç merak etme tüm çocuklar benim için değerli ama senin ki daha değerli olacak. Binlerce yıllık yolcu yorgunluğunda ve usanık hali ile biraz da müsterih döndü ve gitti, on yedisinde varmıydı bilmem.

O gün bu gündür ne Öğretmenler Günü ne Haftası konularını asla işlemedim sınıfta, çocuklar yanlış anlayıp yanlış aktarmalar yapar diye. Ve çalıştığım her sınıfın annesine, Asla benim için para toplamanı istemiyorum ve asla hediye kabul etmiyorum, dedim. Lakin asla gücüm yetmedi. Ne edip edip bir yolunu bulup atlattılar, bunun adı insanımızın yüce gönlünden taşan vefa duygusundan başka bir şey değil. Çok gönüllü eylemler içinde olsalar da, evde fırtınalar koparmadığını bilsem de, Dudu gelinin ruhuma aktardığı ve yıllardır taşıdığım o utancı atamıyorum içimden.

Çünkü birini onore etmeye çalışırken, istemeyen başkalarını bu eyleme katılmasının zorlanmasına bir şekilde vesile olmak çok zor geliyor bana. Bunun için ayrım yapmadan çocuklara hediye vermeyi çok seviyorum, belki de Dudu gelinin bıraktığı utancı öyle hafifletiyorum.

 

 

Okunma :778
Yapılan Yorumlar

Tüm Hakları Saklıdır. Haber Eksen Tekirdağ 2016©

posta@habereksen.net

Tekirdağ Çorlu Çerkezköy Trakya Haberleri