haber eksen tekirdağ çorlu çerkezköy malkara hayrabolu saray şarköy haberleri

tekirdağ haberleri
Ana Sayfa    |    Gündem    |     Politika     |     Ekonomi     |     Spor     |     Sağlık     |     Künye    

Sovyetlerin Çöküşü ve Azerbaycan Katliamlar

 

Bilindiği gibi Rus Bolşevik Partisinin 1917 de temelini atıp 1922 de kurduğu Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliği “80 li yıllardan sonra çatırdamaya başladı. Düşünsel dünyalarında sosyalizmden sonraki aşama olan komünizm de hayat bulmamış oldu.

Yani toplum sosyalizmi yaşarken insanlar emeklerine göre ücret alacaklardı, bu başarıldıktan sonra komünizm aşamasına geçip, herkes ihtiyacına göre ücret alacaktı. Bunu çok sıkı savunanlar da oldu, başından beri hayal diyenlerde.

Bu gidişle yani tek parti diktatörlüğü ile giderse komünizm hayal diyenlerin başında Karl Kauski gelir. Marks” ın düşünce ortağı Engels”in asistanı da olan Kauski: Adı ne olursa olsun tek parti diktatörlüğü işçi hareketlerini zayıflatıp nihai hedefi saptıracak, dediğinde yıl 1917 idi ve Lenin ona cevabında Dönek Kauski demişti.

Lenin” den sonra Proletarya Diktatörlüğüne Kurban edilen Troçki de bunu anlamamıştı, Komünistliği ile övünen ama gidişattan memnun olmayıp canına kıyan şair Mayakovski de. “44 de Stalin” in gazabından kurtulamayan öz yoldaşı Sultan Galiyef” in suçu, Rusların 1. Sınıf vatandaş, Rus dil ve kültürünün üstün ekin değer sayılmasından rahatsız olduğunu belli etmesiydi.

Aslen Gürcü asıllı olan Stalin: Rus dil ve edebiyatının daha güçlü olduğunu biliyor fakat bürokraside üstün tutulduğunu anlayamamış olmalı ki, Nazım” ın oradaki şaşkınlıkları başlıyordu. Bırak sosyalist anlayışı, öbür sol anlayışlarda bile güçlü olanın üstün olması kabul edilmiyordu.

Yani Sovyetlerdeki diğer halkların Çehov, Gogol, Tolstoy veya Şolohov gibi güçlü yazarları yoktu, ama bu onların 2. sınıf dil olup horlanmaları gerektiği anlamına gelmiyordu. Bu ırkçılığa varan anlayış, ne Azerbaycan”ın dünyaca ünlü bestekarı Üzeyir Hacıbeyli”yi önemsiyordu ne Kırgızların dünyaya nam salan Cengiz Aymatoflarını.

Eşitliğin eli tutulduğu yerde toplumun omurgası kırılmış oluyordu, bunu fizikçi Sakharovları da görüyordu, yazar Solyenitsinleri de. Bir de Batı ile yarışalım derken düştükleri silahlanma tuzağı, ciddi hedef saptırmaları yapıp, toplumsal kalkınmada ortak ruhtan uzaklaşıyorlardı.

Örsan Öymen yazmıştı, Moskova”nın etrafındaki tarlalar patates dolu ama marketlerde patates yoktu, çünkü çalışan ile kaytaran aynı ücreti alırken, çalışanları üretimden düşürmüşlerdi.

Farklı patlamanın daha pahalıya mal olabileceğini düşünmüş olmalı ki Gorbaçov; Paydos artık herkes evine, dedi. Kızılordu”ya ait ne varsa Ruslarınmiş gibi hepsini sahiplendi. Yetmiş yıldır kardeş olan ya da olduğunu sanan halklar arasında diş bilenmeler başladı.

 

Azerbaycan” daki Rus ve Ermenilerin can güvenliği bahane edilerek tanklar Bakü de önüne çıkanları ezdiğinde faşist Hitlerin tankları kadar aşağılıktılar. Tüm toplumsal dinamiklerini tarumar edip, faşist Ermenileri de tankların terkine alarak sürdüler Karabağ”a. Adana da, Van da ya da Kars ve Iğdır da faşist Taşnakların yaptığını aynısını yaptılar: kaçanlar canını kurtardı, kaçamayanlar yakıldı, kesildi, kurşuna dizildi.

Yetmiş yıllık kardeşliğin güvenliğe dair tüm araçları Rusların olmuş, Azeriler taşla sopayla tanklara karşı savaşırken ölümün kalleş ruhunda topluca katlediliyorlardı. Hele Ermeni bir doktorun Karabağ da yakaladığı dört Azeri çocuğun üzerinde yaptığı deneyi televizyonlarında anlatması, sosyalist kardeşliğin saf Oğuzları kandırmak için yaratıldığı fikrini veriyordu insana.

Çünkü çocukların derisini diri diri yüzüp kaç dakikada öleceklerini sınayan ve en çok yedi dakika dayandıklarını anlatan Ermeni doktorun konuşmasını kınayan tek kardeş Sovyet çıkmamıştı. Onlarda dünya gibi, parodi izler gibi izlemişti, tüm sosyalistler de. Şükrü Işık

Okunma :753
Yapılan Yorumlar

Tüm Hakları Saklıdır. Haber Eksen Tekirdağ 2016©

posta@habereksen.net

Tekirdağ Çorlu Çerkezköy Trakya Haberleri